Pages

Apr 28, 2011

Yaşasın 1 Mayıs

Yaşasin Bir Mayıs!
 

Biji Yek Gulan!
 

Viva Uno de Mayo!
 

Happy May Day!

Apr 25, 2011

Dünyanın ilk seks robotu!

Tanıştırayım, dünyanın ilk seks robotu, Roxxxy. Saç stili, ten rengi ve kişilik özelliklerini isteğinize gőre ayarlayabilirsiniz. Őylesine programlanmış ve őylesine sensőrlerle donatılmış ki duygusal ve hatta işitsel durumlara uygun yanıtlar verebilme őzelliklerine de sahiptir. Yani futbol hakkında konuşmak ya da vakti geldiği zaman orgasmik iniltiler çıkarabilmektedir. Hatta ve hatta ve őylesine ki içine yerleştirilmiş kablosuz modem ile internete bağlanabilmekte ve varsa kişilik güncellemelerini otomatik olarak yapabilmektedir. 27 kilogram ağırlığındadır ve kolay taşınıp her yere saklanabilmektedir. Ayrıca elinizi tutabilme, kalçalarını ileri geri ve başını aşağı yukarı hareket ettirebilme yeteneklerine de sahiptir. Roxxxy’ye 7000 dolara sahip olabilirsiniz. Ha evet, istediğiniz zaman onu susturabilmeniz için bir dűğmesi de mevcuttur.

Surdan http://www.adbusters.org/magazine/95/how-feel.html

Apr 19, 2011

Apr 11, 2011

İsmail Beşikçi'ye Destek

Kamuoyuna



Dr. İsmail Beşikçi, Çağımızda Hukuk ve Toplum dergisinin, kış-2010 tarihli sayısında çıkan Ulusların Kendi Geleceğini Tayin Hakkı ve Kürtler başlıklı yazısı yüzünden 15 ay ceza almıştır.

Ne yazık ki ülkemizde düşünceyi açıklamak hala suç.
Hala milyonlarca insanın kullandığı anadili yok sayılıyor.
Hala KCK davasında Kürtçe olduğu düşünülen bilinmeyen dil ibaresi kullanılarak bir dilin varlığı inkar edilmeye çalışılıyor.

Biz,
Fikirlerin yasaklanmadığı bir ülkede yaşamak istiyoruz.
İnsana karşı devleti koruyan zihniyetin terkedilmesi gerektiğinin altını çiziyoruz.
İsmail Beşikçi nin şahsında, insanların düşünceleri yüzünden yargılanmasını, ceza almasını kınıyoruz.

Eğer İsmail Beşikçi nin söz konusu yazısı suç ise, yazısının altına imzamızı atarak aynı suçu işlediğimizi bildiriyoruz.

Apr 6, 2011

Őfff!

En çok zoruma ne gidiyor biliyor musunuz? Faşistleşen eski orta yolcular, demokratlar, TKP’liler ve benzerleri ile aynı sanatçıları seviyor olmak. Nazım Hikmet, Ahmed Arif, Can Yűcel, ve adını saymakla bitiremeyeceğim diğerleri.

Kendimi kirlenmiş hissediyorum resmen onların Nazım’dan ya da Can amcadan bir iki dizeyi “devrimci” bir vurgu ile seslendirdiklerini gőrűnce. Bir şeyler yanlış bu portrede; hem de çok yanlış. Nerde bu yanlışın kaynağı? Bende mi, bu faşistleşmiş yığında mı, o “bizim” dediğimiz sanatçıların onları mapuslara gőtűren eserlerinde mi, her şeyin vıcık vıcık olduğu bu koşullar da mı sorun?

Műmkűn olsa Nazım’ı çağırıp “Nazım amca yaaaaa ne olur sőyle yazdıklarını kimler için yazdığını ve izin verme diğerlerine. Onlar oynamasın senin oyuncaklarınla. Sadece kime izin verirsen onlar oynasın.” Evet aynen bőyle bir şey olmalı. Nazım’ı faşistler, liboşlar, dindarlar falan okumamalı… Ciddiyim bazan bu denli uçlara gidiyorum yani. Mesela bazı fakűlte elemanları var bűtűn kariyerini Marxist analizlerden kazanıyor. Ama adamın gerçek yaşamına baksanız adam tam bir kőpek ve kapitalist.

Őfff siz anlıyorsunuz beni değil mi?

Apr 5, 2011

Cemal Süreya - Ahmed Arif şiirleri üzerine

Uzun ve tek bir ağıt gibidir onun şiiri. 
"Daha deniz görmemiş" çocuklara adanmıştır.