Oyumu İstanbul Birinci Bölge'de kullanacağım. Oyum bu bölgedeki bağımsız aday Sebahat Tuncel'e. Sebahat, 2007 seçimlerinde hapisteydi ve milletvekili seçilmesinin ardından Meclis'e girdi.
Sebahat'a oy vermemin nedenlerinden birini, Türkiye'nin temel meselesinin Kürt meselesi olduğunu ve Kürt siyasi hareketi olmadan bu meselede yol alınamayacağını düşünmem oluşturuyor.
Kürt siyasi hareketi, yıllarca kendisine meşru zemin bulamadı. Kürtlerin kurdukları partiler defalarca kapatıldı. Yöneticileri ve taraftarları devlet içindeki çetelerin hedefi haline geldiler.
Katiller hesap vermedi
Mehmet Sincar, DEP milletvekiliydi, devletin desteklediği çeteler tarafından sokak ortasında kurşunlanarak öldürüldü. Hizbullah militanları suçlarını itiraf ettiler. Vedat Aydın, Diyarbakır HEP İl Başkanı'ydı. Devlet güçlerince kaçırılarak infaz edildi. Onlarca Kürt aydını çeşitli yöntemlerle ve nedenlerle kaçırıldı, işkenceye uğradı, öldürüldü.
Bu cinayetlerin sorumluları hâlâ yargıya hesap vermediler. Devlet, cinayetler nedeniyle Kürtlerden özür dilemediği gibi, bu cinayetlerin üzerine hâlâ tam anlamıyla gitmedi.
Devamı>>>
Pages
Jun 9, 2011
Jun 6, 2011
Jun 3, 2011
Orhan Veli’nin Derdi
Orhan Veli’nin derdinin peşindeyim gűnlerdir. Orhan Veli ve dert/keder deyince aklıma bir sűrű dize geliyor. Işte birkaçı:
Orhan Veli’nin derdinin ardına dűşmenin en zorlu yanı psikologluk taslamadan bu işi becebilmek olsa gerek. Psikologluk taslayıp her duygu gősterimine bir pataloji tayin etmek oldukça kolay olurdu. Kabaca bakarsak yalnızlık, őlűm, ayrılık, içedőnmelerin eşlik ettiği genel bir depresyon ve kaygi bozukluğu tanısı koyabiliriz. Ama bu adamın derdi ne?
Yoksul. Evet, ama aç–açıkta da değil hani.
Yalnız mı? Oktay Rıfat ve Melih Cevdet gibi bir iki dosluğu var ve kimbilir daha kimler vardır arkadaş diyeceği. Yani yalnız da değil.
Aşk’a baksan diğer bűtűn şairler gibi sıkça aşık olan biri gibi Orhan veli, ya da aşık olmakta hiç bir sorunu olduğunu da sanmıyoruz.
Ayrıca insan ve yaşama sevgisi ile dolu da bir yűreği de var.
Peki nedir bu adamın derdi, bazan őlűmű bile dűşűndűrten o genç yaşta. Dayanılır olmayan, dile gelemeyen o dert ne ola ki? Bakın bir de şőyle bir şey var
Bi de varsayalım ki derdi falan yok. Ama peki ne demek istiyor en coskulu siirin bir yerinde derdinin baska olduğunu sőyleyerek…
Ben çıkamadım işin içinden. Biraz daha dűşűneyim en iyisi…
- Bilmezdim kelimelerin bu denli kifayetsiz olduğunu / bu derde dűşmeden őnce
- Mektup alır, efkarlanırım / Rakı içer, efkarlanırım / Yola çıkar, efkarlanırım
- İstanbul’da Boğaziçi’nde Bir fakir Orhan Veliyim / Veli’nin oğluyum / Tarifsiz kederler içinde.
- Bakakalarım giden geminin ardından / Atamam kendimi denize dűnya gűzel / Serde erkeklik var / Ağlayamam
- Bir tren sesi duymaya-gőreyim iki gőzűm iki çeşme
- Yalnız bende değil yalnızlık hali
- Benim de mi düşüncelerim olacaktı, Ben de mi böyle uykusuz kalacaktım, Sessiz, sedasız mı olacaktım böyle?
- Ah ne olur bűtűn gűneşler batmadan / bir tűrkű daha sőyleyeyim bu yerde
- Bilmezler yalnız yaşamayanlar / Yalnızlık nasıl korku verir insana
Orhan Veli’nin derdinin ardına dűşmenin en zorlu yanı psikologluk taslamadan bu işi becebilmek olsa gerek. Psikologluk taslayıp her duygu gősterimine bir pataloji tayin etmek oldukça kolay olurdu. Kabaca bakarsak yalnızlık, őlűm, ayrılık, içedőnmelerin eşlik ettiği genel bir depresyon ve kaygi bozukluğu tanısı koyabiliriz. Ama bu adamın derdi ne?
Yoksul. Evet, ama aç–açıkta da değil hani.
Yalnız mı? Oktay Rıfat ve Melih Cevdet gibi bir iki dosluğu var ve kimbilir daha kimler vardır arkadaş diyeceği. Yani yalnız da değil.
Aşk’a baksan diğer bűtűn şairler gibi sıkça aşık olan biri gibi Orhan veli, ya da aşık olmakta hiç bir sorunu olduğunu da sanmıyoruz.
Ayrıca insan ve yaşama sevgisi ile dolu da bir yűreği de var.
Peki nedir bu adamın derdi, bazan őlűmű bile dűşűndűrten o genç yaşta. Dayanılır olmayan, dile gelemeyen o dert ne ola ki? Bakın bir de şőyle bir şey var
Sanma ki derdim güneşten ötürü;
Ne çıkar bahar geldiyse?
Bademler çiçek açtıysa?
Ucunda ölüm yok ya.
Hoş, olsa da korkacak mıyım zaten
Güneşle gelecek ölümden?
Ben ki her nisan bir yaş daha genç,
Her bahar biraz daha âşığım;
Korkar mıyım?
Ah, dostum, derdim başka.
Bi de varsayalım ki derdi falan yok. Ama peki ne demek istiyor en coskulu siirin bir yerinde derdinin baska olduğunu sőyleyerek…
Ben çıkamadım işin içinden. Biraz daha dűşűneyim en iyisi…
Subscribe to:
Posts (Atom)
