Pages

Feb 28, 2013

Beni Bir Kere Dövdüler


beni bir kere dövdüler çok gözlüklüydüm
daha bere giyiyordum bıyıklarım da duruyor
büyükdere'de dövdüler emirgân ve birileri
geceleyin dövdüler dişlerimi tükürdüm

emirgan'la aramız çok eskiden beri yok
niye ölmedim diye bana bozuluyor
ötekiler şurda burda azar azar gördüğüm
çakıdan bozma itler sustalı birileri
fakat çok fena dövdüler size ne söylüyorum
bir vakit omuzlarım tutmadı dişlerimi tükürdüm

boşyerlerime vurdular yumrukları duruyor
gecenin bir saatinde gizlice kustum
bir böcek yürüyordu boynumdan içeri
burnum mu kanıyordu ağlıyor muydum
büyükdere'de dövdüler emirgân ve birileri
ayıran eden çıkmadı susadım su veren yok
kavgalı olmasaydık belki seni düşünürdüm
çocuk sıcaklığına sığınıp uyumayı
omzum bir vakit tutmadı dişlemi tükürdüm

fakat çok fena dövdüler size ne söylüyorum
daha bere giyiyordum bıyıklarım da duruyor
hiç kimse o halimde görsün istemiyordum
eczane aramak filan aklımdan geçmedi
sıcak bir şeyler içmek otelde motelde
kavgalı olmasaydık belki seni düşünürdüm
dağıtılmış suratımı avuçlarına saklamayı
ağlamayı düşünürdüm kim bilir belki de
bir vakit omzum tutmadı dişlerimi tükürdüm

beni bir kere dövdüler çok gözlüklüydüm
daha bere giyiyordum bıyıklarım da duruyor
büyükdere'de dövdüler emirgân ve birileri
senin için dövdüler dişlerimi tükürdüm 

AttilanIlhan

Feb 24, 2013

Double Bind




Patolojik bir iletişim biçmi var. Iki ucu açık iletişim denilebilecek bir iletişimdir bu. Double Bind denilen bu iletişim biçmi iskencede de kullanılır. Kurbanın psikolojik bűtűnlűğűne yőnelmiş bir iletişimdir bu. Kişi birbiriyle çelişen uyaranlar alır ve bu içinden çıkılmaz bir durum yaratır. Sonuçta kişinin duygusal kabloları karışır, aklı karışır. Bu tűr iletişime maruz kalmış çocuklarda şizofreni çıkma olasılığı da yapılan araştırmalarda bulunulmuş.

Őrnek vereyim biraz: Orwell’in 1984’űndeki işkence bu yőntemi kullanır őrneğin. Soru basittir. 2+2 iki kaç Winston? Winston ne cevap verirse versin fiziksel siddete tabii tutulur. 4 der, işkence; 5 der, işkence; siz ne derseniz onu diyeyim der, işkence. Yoktur çıkış yolu Winston’ın.


Çocuk annesine sorar. “Anne dışarı çıkabilir miyim?”; Annenin yanıtı “çık allahın cezası çık”. Çocuğun kafası karışmıştır; anne çık diyor ama ses tonu çıkma diyor, “allahın cezası” çıkma diyor. Çocuk sokağa çıkıyor. Anne gelip dőverek içeri alıyor çocuğu. Sonra birden sesini yumuşatarak “dondurma ister misin?” diyor.

Freud der ki kişiler hasta olabilecekleri gibi toplumlar da hasta olur. Tűrkiye toplumu da hastadır. Hem de şizofrenik bir dűzeyde hastadır çűnkű sistematik bir biçimde yukarda őrneklediğim patolojik bir iletişim biçmine maruz kalmıştır.

Devletimizin kadife eldivenler giymiş demir elleri vardır. Hem okşar hem de dőver. Babmız da őyle. Kocalar da őyle. Anneler de őyle. Hem sever hem dőverler. Devlet seni korumak için ben varım der, ama sana en bűyűk tehdidi oluşturur. Polis koruyacağina, dőver. Askere zorla alınır insanlar; askerlik namustur, onurdur derler. Daha ilk iki haftada annesinden. Babasından, arkadaş çevresinden zorla koparılmış, kendini kelimenin tam anlamıyla yapayalnız hisseden o 18-20 yaşlarındaki őylesine dayak ve kűfűr yer ki; ne namusu kalır, ne haysiyeti, ne kendine saygısı. Sonra ya o patalojiye uyum sağlar psikopat olarak askerliğini bitirir. Ya intihar eder. Ya birini vurur.

Şimdilerde de barıştan sőz ediliyor. Imralı ile gőrűşűlűyor. Ama bir taraftan polis Sinop’da ve Samsun’da linççilerle kol kola barış isteyenlere saldırıyor. Sonra uçaklar Gűney Doğu’yu bombalıyor; 10.000lerce Kűrt politik sebeplerle içerde.

Őnceleri rűyasını gőrsek sevinceğimiz şeylerin gerçekleşme olasılığı var ama bilemiyoruz sevinelim mi űzűlelim mi. Sevinirsek cezalandırılır mıyiz acaba? Ama sevinmesek de cezalandırılabiliriz. Hali hazırda cezalandırılıyoruz. Devletimiz de toplumumuz da yukarıdaki anne gibi .

-- "Anneeeee  korkularmzdan dışarı çıkabilir miyiz? Sevinebilir miyiz? Umutlanabilir miyiz?"

Feb 22, 2013

ilan

Bir 

ateist / alevi / ermeni / hristiyan / laik olarak 

ödediğim vergiden camilere giden parayı 

cami cemaatine helal etmiyorum.

Imza: ben