
Simon karısından boşanmak üzre olan eski bir yüzücüdür. Simon aman aman duyarlı falan bir insan değildir; Süpermarkete illegal yabancıların alınmayışını protesto eden karısının yanında alabildiğine sıradan bir vatandaş tipidir Simon. Bilal’in kararlılığı ve direngenliği etkiler Simon’u. Bilal’ın hikayesini ögrenince daha da bi sarsılır. Karısına “çocuk sadece sevgilisine kavuşmak için binlerce kilometreyi aşmış buraya kadar gelmiş ve şimdi de kanalı yüzerek geçmeyi deneyecek, ben ise seni yeniden elde etmek için yolun karşı tarafına bile gidemiyorum” deyişi filmin güçlü yanlarından birini oluşturuyor.
Öte yandan ikinci dünya savaşı Almanya’sını andıran Fransız polisinin göçmenlere karşı giriştiği alabildiğine faşizan tutum filmin bir diğer omurgasını oluşturmakta. Hatta biri kalkıp filmin ana teması asıl bu bile diyebilir ve ben buna pek itiraz da etmem. Ve film bunu bir kere bile “politika” ya da politika yüklü herhangi bir jargon bulaşmadan kotarıyor. Ve bizim apolitik, kendi mutsuzluğu ile meşgul Simon tutuklanmayı ve hapse girmeyi göze alıp Bilal’e elinden gelen yardımı yapıyor.
Film bittiğinde yüreğinizde bir karmaşık, bir duygusal yoğunluk bırakıyor. Ve iyi ki Hollywood dışında film yapanlar/yapabilenler var diyorsunuz…
Bazı iligili linkler
2 comments:
Bir arkadas Sivan'in Delale turkusunu animsamis bu filmi seyrederken. http://vodpod.com/watch/3511036-sivan-perwer-delale
"Ben sevdiğim için caddenin karşısına geçemiyorum, o denizi aşıyor"..
Post a Comment