Pages

Feb 20, 2013

13 Cümlede "Kürt Sorunu"



“Ne okulu? Biz cahili ile başa çıkamıyoruz, okumuşuyla hiç halleşemeyiz.” Doğu da okul açılmasının gündeme gelmesi üzere Genelkurmay eski başkanı Fevzi Çakmak.

“Gizli oy açık tasnife dayanan bir seçim sistemi Türkiye için tehlikelidir. Bu kanun çıkarsa, doğudaki vatandaşlar oylarını ya Hasso’ya ya da Memo’ya vereceklerdir.” Bayındırlık eski Bakanı Cevdet Kerim İncedayı.

“Nerede bir Kürt görürseniz yüzüne tükürün.” Cemal Gürsel.

“Bu ülkede sadece Türk ulusu etnik ve ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. Başka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur.” İsmet İnönü.

“Doğu da parti teşkilatları kurmayalım. Siz kurmazsanız biz de bizimkileri lağvedelim… Particiliğin milli birliği bozmasından endişe ederim.” İsmet İnönü’nün Demokrat Parti genel başkanı Celal Bayar’a yaptığı teklif.

“Türk bu ülkenin yegâne efendisi, yegâne sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette bir tek hakları vardır; hizmetçi olmak hakkı, köle olma hakkı. Dost ve düşman ve hatta dağlar bu hakikati böyle bilsin.” Adalet eski bakanı Mahmut Esat Bozkurt.

“Vazifemiz Türk vatanı içinde bulunanları behemehâl Türk yapmaktır. Türklüğe ve Türkçülüğe muhalefet edecek anasırı kesip atacağız. Vatana hizmet edeceklerde arayacağımız evsaf her şeyden evvel o adamın Türk ve Türkçü olmasıdır.” İsmet İnönü’nün başbakanlığında 1925 yılında kendisini ziyaret eden Türk ocakları yöneticilerine sarf ettiği sözler.

“Madde 41: ‘Malatya, Elazığ, Diyarbakır, Bitlis, Van, Muş, Urfa, Ergani, Hozat, Erciş, Adilcevaz, Ahlat, Palu, Çarsancak, Çemişgezek, ovacık, Hısnımansur (Adıyaman), Besni, Arga, Hekimhan, Birecik, Çermik vilayet ve kaza merkezlerinde, hükümet ve belediye dairelerinde ve diğer kuruluşlarda, okullarda, çarşı ve pazarlarda Türkçeden başka dil kullananlar, hükümet ve belediyenin emirlerine aykırı davranmakla suçlanacak ve cezalandırılacaktır.” Şark Islahat Planı.

“… başlı başına bir Kürtlük düşünmektense, bizim Teşkilatı Esasiye kanunu gereğince zaten bir tür yerel özerklikler oluşacaktır. O halde hangi livanın halkı Kürt ise, onlar kendi kendilerini özerk olarak idare edeceklerdir. Bundan başka Türkiye’nin halkı söz konusu olurken onlar da beraber ifade etmek gerekir.” Mustafa Kemal Atatürk ‘ün 16/17 Ocak 1923 İzmit basın toplantısındaki açıklaması.

“Lozan’da milli davalarımızı biz ‘Türkler ve Kürtler’ diye savunduk.” İsmet İnönü’nün 1969 yılında ulus gazetesinde çıkan anlılarından.

“Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.” 23 Nisan 1933 yılında zamanın milli eğitim bakanı Dr. Reşit galip tarafından kaleme alınan Andımız.

“Dağların yüksek kısımlarında, tepelerde yaz kış erimeyen karlar vardı. Güneş açınca üzerleri buzlaşan camsı parlak bir tabaka ile örtülürdü karın yüzü. Üstü sert altı yumuşak olurdu. Bu karın üstünde yürününce, ayağın bastığı yer içeriye çöker, ‘kart-kürt’ diye ses çıkarırdı. Doğulu Türkmenlere, Kürt denmesinin nedeni buydu. Bölücülerin Kürt dedikleri, yüksek yaylalarda, karlık bölgelerde yaşayan Türklerin karda yürürken ayaklarından çıkardıkları sesin adıydı aslında.”  Genelkurmay Başkanlığı’nın bastırdığı “Beyaz Kitap”tan.

“Madde 13/3: ‘Türk ırkından olmayanların serpiştirme suretiyle köylere ve ayrı mahalle veya küme teşkil edemeyecek şekilde kasaba veya şehirlere iskânları mecburidir.” Mecburi İskan Kanunu.

Kaynak: Burdan

Feb 19, 2013

Sinop, Linç ve Barıș

Dünkü Sinop Madımak’ın çirkin tekrarıydı, yeni katliamların provasıydı.

Hiç ders almamıșız. Hiç bir șey öğrenmemișiz toplumsal barıș adına. Bir asker öldürüldüğünde karalar bağlayanlar barıș çabalarını neden desteklemezler? Siz iyi insanlar neden yüzünüzü ötelere çevirir sessizliğe bürünürsünüz barıș çabaları baltalanırken, neden?

Bizden yani o iyi, dürüst, ahlaklı, güzel insanlardan destek almasalar bunların hiç birini yapamazlar. Hiç bir güç yapamaz. Yani biz bu kadar mı zavallıyız allah așkına! Ne kadar zavallıyız biz.

Pavlov’un köpeği, Skinner’in kutusundaki o fare ve kuș bizden çok daha mı zeki? Yok yok sorun barıșı yeterince istememekte. Peki barıșı yeterince istemeniz için daha kaç kiși ölmesi gerekiyor?


Feb 12, 2013

ANLAR

Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde, daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.

Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
Ama işte 85′indeyim ve biliyorum…
ÖLÜYORUM…

Jorge Luis Borges