ardından resmin asılır işlek yerlerine kentin
piyangocunun yanında tahta çitlere yakıştırırım
gözlüklüsün, üç yaş büyüksün, rize'de büyümüşsün
başka adını da bilirim, hepsi yalan, o gülmen de
eski, küçük bir limandır gülmen, takalar sığınır
ardından resmin asılır işlek yerlerine kentin
denizle kavgalıdır kayalar, otururum, elim tuzlanır
fırlatırım çakıl taşını, kaç kez sektirebilirim
gömülmesin suya, sen tut, durma sonra bana yürü
bulutların yerini doldurur yürümen, kuşlar kıskanır
ardından resmin asılır işlek yerlerine kentin
birden boşanan yağmurda mağaza diplerindeyken
otobüsten inerken, hiç aklımda yokken karşımdasın
giderayak bir şey derdin, onu söyle işte, sonra sus
ıssız istasyon kampanası susman, yapraklar döker
ardından resmin asılır işlek yerlerine kentin
çardağa çıkarım, ay gömülür çalı çırpılara
tutuşturur sarmaşıkları, seyredişinden alınırım
uzak, içli şarkılar anımsarım, derken dönüp bakman
turaçlar çağırır bakman, bahçemde turunçlar açtırır
resmini astılar işlek yerlerine kentin
çarşı içinde bir zaman daha konuşuldun
su, sarnıçlardan bakraçlara çekiliyordu
güze hazırlanıyordu kızlar, dağlar dalgındı
gençtim, olur olmaz huylanışını sevdim en çok
Akif Kurtuluş
Pages
Dec 20, 2013
çocukluk fotoğrafı
''Merhaba. Bu benim çocukluk fotoğrafım. Yerde uyuyan benim. O zaman 2 yaşındaydım. Yıl 1978 idi. Ben hala 2 yaşındayım. Maraş'ta doğdum. Annemin babamın adını da bilmiyorum henüz. Kendi adımı da bilmiyorum. Kimliğimi bile görmemiştim, sonradan öğrendim annem çantasında taşırmış patiklerimle beraber. Bir sabah kapıların yumruklandığını duydum. Annem gözlerimi kapattı ama elini "yapmayın!" diyerek uzattığında gördüm gelenleri. "İnsan yüzü güzeldir çirkindi bunlarınki. İnsan yüzü sıcaktır soğuktu bunlarınki. Elleri el değildi, eli andırıyordu. Gözleri göz gibiydi, bakışsızdılar. Göğüse benzer bir kafesti taşıdıkları içinde yürek yoktu. Kapıların arkasında emeklememiş, beşiklere belenmemişlerdi. Karda tipide girdiler akşam sofralarında evlerimize." Ben 1978'den beri 2 yaşındayım. Ama acılarım 100 yaşında.''
Maraş Katliamı (19-22 Aralık 1978)
Maraş Katliamı (19-22 Aralık 1978)
Dec 16, 2013
Tuhaf
Siz tuhafı belki de
Yaprakları yedi renkli
Bir merakeş menekşesi sanıyorsunuz
Oysa tuhaf deyince ben
Bir tozlu kasabada bir tozlu tuhafiye
Cıncık boncuk helva zeytin
Krem pertev ve göztaşı
Çekoslavak kurşun kalem
Öğrencisiz sarı defter
Cetvel silgi açı ölçer
Çıplak kadın fotoğraflı aynalar
Solgun kukla iplikleri kazak şişleri
Ve kurumuş bir kaç sinek
Ve şahiçe süreyya
Ve keriman halis ece
Güzellik kraliçesi
Bir de bismillah
Bir örümcek durmadan karıştırır eski defterlerini nefretin
Beklemek olur nefret
Abdest almak olur nefret
Ve namaz kılmak
Tuhaf değil mi?
Ve sonra
Karanlık bir odaya birdenbire girince
Elimi birdenbire orama bastırırım
Sanki korurum oramı karanlıktan
sanki korumam gerekirmiş oramı karanlıktan
Tuhaf değil mi?
Alıştıra alıştıra kendimi karanlığa
Adım adım yaklaşırım yasaklar ülkesine
Ve yatarım zenci kızla
Atımın gölgesinde
Tuhaf değil mi?
Bana karpuz bıçaklatır zenci kız
Kaldırarak yıldızlara bacaklarını
Tuhaf değil mi?
Bana hep bir tuhaf gelir nedense
Bir zencinin ingilizce sayıklaması
Çünkü ben hep sanırdım ki eskiden
Sarı saçlı mavi gözlü bir çocuktur ingilizce
Onu ancak ve ancak sarı saçlı
Mavi gözlü
Ve çok dişli çocuklar sevebilir
Tuhaf değil mi?
Ne zaman çarşıda bir anne görsem
Çocuğunu arabada iteler gider
Bir kanguru uzaklardan bana el eder
Güle güle ölürüm krokodil'e
Tuhaf değil mi?
Bana bir de tuhaf gelen
Neron'ların hitler'lerin sandıktan çıkması
Seçenlerin seçilenden korkması
Rüşvetin papaz gibi girip çıkması
Suçun ülke yönetmesi örneğin
Ve zincire vurulması suçlunun
Bana hep tuhaf gelir nedense
Tuhaf da değil hatta
Bana hep komik gelir
Demokrasi oynaması bir diktatörün
Ve sırtlanın ağzında zeytin dalı tutması
Çünkü tuhaf
Bir tozlu kasabada bir tozlu tuhafiye
Sakızlar durur rafta
Üstünde besmelelerin.
Hasan Hüseyin Korkmazgil
Yaprakları yedi renkli
Bir merakeş menekşesi sanıyorsunuz
Oysa tuhaf deyince ben
Bir tozlu kasabada bir tozlu tuhafiye
Cıncık boncuk helva zeytin
Krem pertev ve göztaşı
Çekoslavak kurşun kalem
Öğrencisiz sarı defter
Cetvel silgi açı ölçer
Çıplak kadın fotoğraflı aynalar
Solgun kukla iplikleri kazak şişleri
Ve kurumuş bir kaç sinek
Ve şahiçe süreyya
Ve keriman halis ece
Güzellik kraliçesi
Bir de bismillah
Bir örümcek durmadan karıştırır eski defterlerini nefretin
Beklemek olur nefret
Abdest almak olur nefret
Ve namaz kılmak
Tuhaf değil mi?
Ve sonra
Karanlık bir odaya birdenbire girince
Elimi birdenbire orama bastırırım
Sanki korurum oramı karanlıktan
sanki korumam gerekirmiş oramı karanlıktan
Tuhaf değil mi?
Alıştıra alıştıra kendimi karanlığa
Adım adım yaklaşırım yasaklar ülkesine
Ve yatarım zenci kızla
Atımın gölgesinde
Tuhaf değil mi?
Bana karpuz bıçaklatır zenci kız
Kaldırarak yıldızlara bacaklarını
Tuhaf değil mi?
Bana hep bir tuhaf gelir nedense
Bir zencinin ingilizce sayıklaması
Çünkü ben hep sanırdım ki eskiden
Sarı saçlı mavi gözlü bir çocuktur ingilizce
Onu ancak ve ancak sarı saçlı
Mavi gözlü
Ve çok dişli çocuklar sevebilir
Tuhaf değil mi?
Ne zaman çarşıda bir anne görsem
Çocuğunu arabada iteler gider
Bir kanguru uzaklardan bana el eder
Güle güle ölürüm krokodil'e
Tuhaf değil mi?
Bana bir de tuhaf gelen
Neron'ların hitler'lerin sandıktan çıkması
Seçenlerin seçilenden korkması
Rüşvetin papaz gibi girip çıkması
Suçun ülke yönetmesi örneğin
Ve zincire vurulması suçlunun
Bana hep tuhaf gelir nedense
Tuhaf da değil hatta
Bana hep komik gelir
Demokrasi oynaması bir diktatörün
Ve sırtlanın ağzında zeytin dalı tutması
Çünkü tuhaf
Bir tozlu kasabada bir tozlu tuhafiye
Sakızlar durur rafta
Üstünde besmelelerin.
Hasan Hüseyin Korkmazgil
Subscribe to:
Posts (Atom)

