Pages

Mar 24, 2010

Siz Hangisini Kutluyorsunuz?

Nerede olursa olsun baskıcı ve ırkçı egemen ideolijilerin saçmalıklarından dolayı bazan düştükleri zavallılıklar komik bile değilken, hala hegemonyasını sürdürecek ve hegemonyasını yeniden üretecek toplumsal ve sosyal desteği alabilmesi ilginçtir. Ilk aklıma gelen örnekler Amerika’da 1 Mayıs’ın işci bayramı olduğunun dahi bilinmemesi ve Labor Day diye Eylül’un ilk Pazartesi günü kutlanmasıdır.* Ya da 8 Mart Emekçi Kadınlar gününün sınıf bilinci ve ideolojisinden soyutlanması bir başka örnek olarak verilebilir.

Newroz’un da içeriğinin apolitikleştirilmesi hatta akürtleştirilmesi (iyi uydurdum bu kelimeyi valla!) çabaları on yıllardır sürüyor. Yıllar yılı yasaklanmış, kutlamalarının nerdeyse ve hatta zaman zaman toplu katliamlara ve tutuklamalara dönüştürüldüğü Newroz bir anda Nevruz’a ve bahar bayramına dönüştürülmüştür. Merak ediyorum “Kart-kurt”teorisininin yazdırıldığı gibi, ya da Güneş-Dil Teorisinin geliştirildiği gibi mi geliştirildi bu Nevruz bahar bayramı kutlamaları (Iran kökenli Nevruz ya da Nowruz’dan söz etmiyorum)? Insan sormadan edemiyor tabii! Yahu madem öyleydi siz niye daha önce kutlamıyordunuz? Biz kutlayınca başımıza başımıza vuruyordunuz!

Evet 21 Mart Iranlıların ve Iran’daki Türkiklerin geleneksel olarak kutladığı Yeni Yıl anlamına da gelen bir bayramdır. Ama biz Türkiye’deki Kürtler bahar bayramı olduğu için değil mitolojimizde özgürlüğü temsil ettiği için kutluyoruz. Içinde Zerdüşiligin dialektik ve devingen ateşinin kıvılcımları taa bugüne kadar karanlığı aydınlattığı ve uzaktakilere haberler verdiği için kutluyoruz… Masal olarak kulağımıza yasaklı ya da yasaksız, fısıltıyla ya da türkülerle anlatılıp masallaştığı için kutluyoruz. Çocuklarımıza da aktarmak için, ki onlar da kendi çocuklarına.

Mitolojiler toplulukların kültürel birikimlerinin (korkularının, umutlarının, normlarının, dünyayı nasıl algıladıklarının, ya da nasıl algılanması gerektiğinin ipuçlarını veren) anlatılardır. Bunun içeriğini yapay ve ucuz hegemonik oyunlarla boşaltmaya çalışmak belki egemen ırkçı ideolojinin yapmak zorunda olduğu bir şeydir ama egemen ideolojinin söylemini sorgulamadan yinelemek ve yayılmasında rol almak başka bir şeydir.

Işte bu yüzden ben Kürtlerin kutladığı Newroz’un şimdi bize dayatılan Nevruz bayramı olmadığının altını çizmek istiyorum ve bu konu hakkında egemen söylemin dayattığı bilgiden başka bir şey bilmeyenlere de Newroz’u Kürtlerin mitolojisinden küçük bir alıntıyla vereyim istiyorum…

Bundan çok eski zamanlar öncesinde, daha yeryüzünde kimsenin olmadığı dönemlerde Zervan isimli tanrının iki oğlu olmuştur. Birinin adı Hürmüzdür, bereket ve ışık saçan anlamına gelmektedir. Diğerininki ise Ehrimandır, kötülük ve kıtlık saçan anlamındadır. Fırat ve Dicle’nin yaşam bulduğu, Ahura Mazda’nın kutsadığı topraklarda Hürmüz hep iyinin ve uygarlığın temsilcisi, Ehriman da onun karşıtı olmuştur.

Hürmüz, dünyada kendisini temsil etmesi için Zerdüşt’ü gönderir ve yüreğini sevgi ile doldurur. Zerdüşt ise buna karşılık oğullarını ve kızlarını Hürmüz’e hediye eder. Ehriman bu durumu kıskanır ve yüzyıllar boyunca sürecek olan iyilerle savaşına başlar. Tüm iyilere, Zerdüşt’ün soyuna ve iyiliklere Medya coğrafyasındaki yaşamı çekilmez bir duruma getirir. Ehriman bazen gökten ateşler yağdırır bazen fırtınalar koparır ve iyiliğe ve iyilere hep zulm eder. En sonunda da içindeki nefreti ve kötülük zehrini zalim Kral Dehak’ın beynine akıtır ve onu bir bela olarak Asur ve Med halkının üzerine salar. Dehak’ın bildiği tek şey kötülük etmektir. Zalim Dehak halkının kanını emerken beynindeki zehir bir ura dönüşür ve onu ölümcül bir hastalığın pençesine düşürür. Dehak acılar içinde kıvranırak yataklara düşer ve hastalığına bir türlü çare bulanamaz. Dönemin doktorları acılarının dinmesi ve yarasının kapanması ve hastalaığıjnın iyileşmesi için yaraya genç ve çocukların beyinlerinin sürülmesini önerirler. Böylece kürtlerin yaşadığı coğrafyada aylarca hatta yıllarca süren bir katliam başlar; her gün zorla anne babalarındna alınan iki gencin kafası kesilip beyinleri merhem olarak Dehak’ın yarasına sürülür. Bu katliam sürerken, sıra Med halkının çocuklarına gelir. Gençler öldükçe Fırat’ın, Dicle’nin, Mezrabotan’ın hali perişan ve içler acısıdır. Halk çaresiz ve güçsüz düşmüştür. Gençler katledilirken sıra bir gün daha önce bu şekilde 17 oğlunu kaybetmiş olan Kawa adındaki demircinin en küçük oğluna gelmiştir

Hergün kürt gençleri Dehak’ın askerleri tarafından başlari kesilmek üzere götürülürken Kawa’nın aklına başkaldırı fikri gelir ve bu konuyu etrafında güvendiği bir kaç kişiye açıklar. Demirci dükkâninda demirden savaş malzemeleri olarak Gürz-ü Kember, Kér gibi araçlar yapar ve bir taraftan da baskaldırı için etrafındakileri eğitir.Bu hareket yavaş yavaş yayılmaya başlar. Mart ayının 20’sini 21 ‘ine baglayan gece zalim Dehak’a karşı direniş başlar. O gece kralın sarayı direnişçiler tarafından ele geçirilir. Aynı zamanda bu direniş Dehak’ın egemenliğindeki bütün topraklarda devam eder. Direnişçiler kendi aralarinda dağlar da ateş yakarak haberleşmekteydiler. Direniş bittiginde Kawa’nın halk harekâtı Dehak’ı ve yönetimini devirir. Sevinçle dağlara koşan halk bu ateşlerin etrafında oynamaya başlar. (Kaynak)


*Labor day de Kanada’da başlayan iş gününü 9 saate indirmiş bir kazanımdır. Ama tarihsel olarak 1 Mayıs’dan geridir çünkü 1 Mayıs hem çalışma saatlerini 8’e indirgemis, hem de daha bir sınıfsal ve uluslararasi bir boyut kazandırmıştır.
Post a Comment