Pages

Aug 28, 2010

Uçurtma Avcısı

Gözlerinin pınarında bir bulut
Boşandı boşanacak nerdeyse
Aklımdan geçenleri okuyorsun su gibi
Dünya gördü
Bizi boğazladılar.

Uçurtma Avcısı (The Kite Runner) romanının yazari Khaled Hosseini, filmin yőnetmeni, Marc Forster, ve filimle ilgili őtekiler belki de hiç duymamıştır Ahmed Arif’in adını ve yukarıdaki dizelerini. Duymuş olsalardı kullanırlar mıydı acaba?

Filmi izlerken bu dizeler bir türlü çıkmadı aklımdan. Yankılanıp durdu; “Dünya gőrdü / Bizi boğazladılar”. Ardından bir pas tadı dilimde ve acı, zehir-zıkkım bir düğüm boğazımda.

Filmde (Romanı okumadım) bir çok tema var; baba-oğul, iki-arkadaş, iç-savaş, sőmürgecilik, neo-colonyalizm, gőçmenlik, yoksulluk, sınıf-ilişkileri, ve kültürel yapı, ve cinsel roller ve diğerleri. Buna rağmen filmde zengin bir iş adamının oğlu Amir ile hizmetçilerinin oğlu Hassan arasındaki arkadaşlık ilişkisi ana temayı oluşturuyor. Her ne kadar bazıları bu arkadaşlığı cocukça sevgi, karşılıksız dostluk gibi idealist terimlerle anlasa da aslında bu iki çocuk arasındaki iliskide dahi bütün sosyo ekonomik ve külturel yapının çeliskilerin izlerini gőrebiliyoruz. Őrnegin Hassan’ın Amir’i dışardan gelen tehliklere karşı koruyup kollamasından tutun da, kőr bir itaatle Amir’e hizmetkarlığına kadar varan sınıfsal dinamikler bu iki çocuğun yalınmış gibi gőrünen arkadaşlıklarını belirleyen faktőrlerdir. Őzellikle Hassan’ın dayak ve tecavüz pahasına Amir’e ait olan uçurtmayı diğer çocuklara vermeyişindeki itaati ve bunu gőrüp de hiç bir şey yap(a)mayan Amir’in suçluluk hissetse de hiç bir şey yapmayan hatta üstüne üstlük Hassan’i daha da taçiz eden tutumu (anti-hero) çok őnemlidir.

Marc Forster Afganistan’ın 70’lerde yaşadığı sosyal anomi (Durkheim) ile başlayan sonra da uluslararası ilişkilerle karmaşıklaşan Afgan insanının trajedilerinin ortak paydası olarak işte bu tecavüz kavramını alıyor ve işliyor. Hassan’ın sokaktaki büyük çocuklarca, ideolojik bir gerekçeye de büründürülen, tecavüzü Afganistan’ın kendi içindeki ideolojik çatışkılarını, Sovyet işgalini, Talaban'ın kendi insanına yaşattığı terőrünü (ki uçurtma uçurmayı bile yasaklayan) metaforlaştırıken, Amir’in gőrüp de hiç bir şey yapmayan tavrı dünya kamuoyu’nun tepki(siz)liğini simgeliyor. Kendisiyle yapılan sőyleşide de Forster “kimle konuşsam ülkelerinin içinde bulunduğu durumu hep tecavüz edilme benzetmesiyle anlatıyorlardı” diyor. Afganistan’ın feodal kültür yapısını düşününce (ki bu bize de pek uzak değil) tecavüz metaforunun nasıl da konunun can alıcı noktasını oluşturduğunu gőrüyoruz.

Ve daha nice şeyler var film hakkında sőylenecek ama beni en çok etkileyen yan burasıydı. Çünkü

Dünya gördü
Bizi boğazladılar

Izlemediyseniz mutlaka izleyin derim.
Post a Comment