Pages

Sep 10, 2010

Ben iskence Altindayken O Bale Yapardi

Size 12 Eylül mağdurlarıyla ilgili yazılarınız dolayısıyla yazıyorum. Yazılarınız ben ve benim gibi gerçek mağdurların neler hissettiğini çok güzel anlatıyor. Ama hala anlamayanlar için ben de neler yaşadığımı anlatmak istiyorum. Bu yazımı yayınlarsanız çok sevinirim.

12 Eylül darbesi yapıldığında; ben 18 yaşında bir üniversite öğrencisiydim. Ankara’da büyüyen ve büyük bir şehirde yaşamanın insana kazandırdığı özelliklerin farkındaydım. Ben fakir bir ailenin kızıydım ve aileme göre; köyünde üniversiteyi kazanan ilk genç kız olduğum için de gurur kaynağı idim. Ailemin ve kendi hayallerimi gerçekleştirmek için her türlü zorluğa katlanmalı ve mesleğimde bir isim olmalıydım. Okulda sınıf birincisiydim. O yıllar Türkiye ve Hacettepe Üniversitesi çok karışıktı. Herhangi bir siyasi faaliyet içinde değildim. Ama solcuydum, bir fikrim ve bir görüşe sempatim vardı. Etrafımda olan bitene duyarlıydım ama, önce okul bitmeliydi. O yıllar herkes kendi imkanlarıyla okuyordu. Fakir olmamıza rağmen ailem kimseden yardım talep etmiyordu. Çok onurluydular. Kimse fakir olduğumu fark etmezdi. Eğitimimi iyi şartlar içinde sürdürebilmek için, her yaz çalışmak zorundaydım. 1980 yazında hazırlığı bitirmiş, İstanbul Sedef Adası’nda Ankara’lı zengin bir ailenin yanında ev işi ve ahçı yardımcılığı yapmak üzere işe girmiştim. Bir üniversite öğrencisinin böyle bir iş yapması aileyi ve özellikle de kızlarını şaşırtmıştı. Evin hanımı İşçi Partisi üyesi imiş gençliğinde. Bana verilen müştemilatta tek başına kalıyor, geceleri yorgunluktan şişmiş ayaklarımı dinlendirirken, kitap okurken uyuya kalıyordum. Neden ayaklarım çok şişiyordu biliyor musunuz? Aile mutfakta ayakta yemek yememizi istiyordu, masaya oturmamız yasaktı. İşte bu evde iyi ilişki kurduğum biri vardı. Çünkü aynı yaşlardaydık. Evin küçük kızı . O dev malikanede ona özel olarak yapılan bale stüdyosunda gece gündüz hırsla ve istekle bale çalışıyordu. Bir hayali vardı benim gibi… Ben isteklerime kavuşmak için o evde , şimdi anlatamayacağım tavırlara muhatap olmak zorundaydım ; çünkü ben o evde bir hizmetçi idim. Ben adada iken 12 Eylül gerçekleşti. 12 eylül darbesi o adaya uğramadı. Tatil ve iş bittiğinde ailenin özel şoförü ile okula gittiğimde arkadaşlarıma anlatacağım çok şey vardı.

O yaz 1. Sınıf finallerine hazırlanıyordum. Gece yarısıydı, ailem uyuyordu ve ben ders çalışıyordum. Sanki kapımız parçalanıyordu. Gelenler; beni aldılar, gözlerimi bağladılar, ailemi tekmelediler ve gecenin karanlığında bilinmeyen bir yolculuğa çıkardılar. Kimliği belirsiz bir ihbar sonucu hayatımın yönü değişti. Ailem beni tam 15 gün sonra bulabildi. 45 gün özgürlüğüm çalındı. Hani şu günlerde çok anlatılan Diyarbakır cezaevi gibi, hatırlamak istemediğim Ankara Emniyeti DAL ekibi birilerine tanıdık gelir. Korku ve isyan tüm benliğimi kaplamıştı. Yapılan işkenceleri anlatmak istemiyorum. Sadece şu acı anımı paylaşmak istiyorum. Özgürlüme kavuştuğum günlerden birinde Ulus semtinde otobüs durağında beklerken; gözaltındayken bağlanan gözlerimin bağcığının altından zihnime kazınan işkencecimi tekrar gördüğümde, ayaklarımın bağının çözülüp yere yığılmamı bugün bile aynı korku ve acıyla hatırlıyorum. Küçük bir hücrenin penceresinde ki tanıklıklarımı, kişiliğimin ve mesleğimin bana kazandırdıklarıyla yıllar süren mücadeleyle aştım.

Askeri mahkemede yargılandım ve beraat ettim. Aradan tam 30 yıl geçti. Mesleğimi tam 15 yıl sonra yapabildim. Anne oldum. O günlerden kalan korku yine yüreğimin tam ortasına oturdu şu günlerde. Bir televizyon programında Sedef adasında hayallerinin peşinden koşan kız referandumda 12 Eylüle hayır diyebilmek için evet oyu kullanacağını anlatıyor ve hayır diyenleri anlamadığını söylüyordu. Oturduğum koltuktan televizyonun içine akmak istedim. Yaşadıklarımdan, yaşadıklarımızdan haberin var mı diye.. O; 12 eylülün hemen arkasından Amerika’ya uçtu ve hayallerini gerçekleştirdi. Ben bu ülkede kaldım ve hayallerimi gerçekleştirmeme izin vermediler. Bir kere fişlenmiştim. Yaşadığım olumsuzluğa rağmen okulu bitirmiştim. Yıllarca sınavlar kazanmama rağmen güvenlik soruşturması adı altında işe girmemi engellediler. 12 Eylül darbesi nice ocağı söndürdü nice yüreklerde sönmeyen ateş bıraktı. Dün; ben ve benim gibilerin yaşadığını bugün tanımadığımız ama aynı kaygıları paylaştığımız başkaları yaşıyor. Ve ben bunu görüyorum. Dün askerlerin yaptığını bugün iktidardakiler yapıyor. Yine bazı yurtseverler içerde. Sadece onlar gibi düşünenler ve onlardan olanlar konuşabiliyor. Bugün size adımı vermekten korkuyorum. Ülke dün olduğu gibi; benden olanlar ve ötekiler diye ikiye ayrılmış. Demokrasiyi araç görenlere inanmamı beklemeyin. Düşündüklerimi özgürce haykırıncaya kadar ve bu yolda canlarını feda edenlerin yolundan ayrılmayacağıma namusum üzerine söz vermişim ben… Ben ülkemi en umutsuz olduğum zaman bile sevdim. İstediğim; herkes için iliklerine kadar demokrasi ve özgürlük. 12 Eylül darbesini yaşayıp mağdur olan ve evet diyenler arasındaki farkımız ise intikam duygusundan uzak olmamız… İstediğim herkes için adalet hemen şimdi! İşte bu yüzden Sayın Zeynep Tanbay bu yüzden Hayır diyorum. Tüm acı çekenler ve hayallerini gömmek zorunda kalanları ilk kez anlamanız dileğiyle.....Ülkemin aydınlık geleceği için….

Psikolog Arife Tamer

Odatv.com
Post a Comment