Pages

Mar 5, 2009

Freire - Semi-intransitivity - Yarı-geçişsizlik ya da "Neeee?"

Freire’ye göre ezilenlerin ezenlere karşı vereceği insan olma ya da insan kalabilme műcadelesinde geçecekleri farklı bilinç dűzeyleri vardır. Insansızlaşma ezenin ezilene dayattığı bir yaşama biçmidir. Bűtűn yaşam alanlarına egemen kılınan bu insansızlaştırma farklı bilinç dűzeylerinde de yansır. Örneğin sessizlik kűltűrűnűn yaygınlaştığı ortam bilinç dűzeyinin en dűşűk olduğu durumdur. Freire bu bilinç dűzeyine (semi-intransitive) bilinç dűzeyi der.

Burada bir çeviri sorunumuz var. Sanırım genelde intransetive “geçişsizlik” diye alınıyor. Bu nedenle de, örneğin, bir çok yerde “yarı-geçişsiz bilinçlilik dűzeyi” diye geçiyor literatűrde. Oysa ki ben intransitive teriminin geçişsizlik ya da geçirimsizlikden öte dilbilim anlamıyla almak gerektiğini dűşűnűyorum. Dil-bilim anlamıyla “intransitive” nesnesi olmayan bir fiil demek. Örneğin “ben uyuyorum” dediğimizde uyumak fillinin nesnesi yoktur. Dolayısıyla burdaki uyuma fiili intransitive bir fiil oluyor. Oysaki “Ben masaya dirseklerimi dayadım” derken dayamak fillinin masa gibi bir nesnesi var ona etkide bulunuyor ya da onunla bir dinamik ilişki halinde anlamına geliyor. Dolayısıyla Freire’nin genel felsefesini ve özellikle dilbilime olan ilgisini de göz önűnde bulundururarak bu bilinç dűzeylerini ayırd etmede kullanacağı kriterin geçirgenlik olmaktan öte nesnesine etkide bulunabilirlik ya da nesnesiyle bir tűr dinamik ilişkide bulunabilirlik olması gerekir diye dűşűnűyorum. Çűnkű ne zaman ki ezilen (the oppressed) dűnyasıyla organik ve dialektik bir ilişkiye girdiğinde etkin bir özne olarak onu (nesnesini) anlayıp, algılayıp, değiştirmeye ve dönűştűrmeye başladığında bilinci gelişecek özgűrleşecektir.

Sonuç olarak bu bilinç dűzeylerini betimleme de daha uygun bir ifade gerekmektedir diye dűşűnűyorum. Siz ne dűşűnűyorsunuz?

Post a Comment