Pages

May 4, 2008

Cesetlerin Altında Kalmak...

Nasıl birșeydir cesetlerin altında kalmak? Düșünürken bile nefesim sıklașıyor; boğulur gibi oluyorum…Bizim bașımıza gelen bu aslında…Cesetlerin, őlümlerin, őlülerimizin altında kalmıșız.

10 yıllardır ne faili meçhullerin hesabını sorabildik, ne çetelerin, ne Gladyoların, ne ülkücü mafyaların paramiliter rol oynayıșlarının hesabını sorabildik(Ülkücülerin tarihi icin bkz). Hukuk hep onlardan yanaydi, polis hep onlardan, asker onlardan, Demirel, Ecevit, …Biz ne oluyoruz peki? Bizler sőzde vatandașlarız. Adam doğru sőylüyor. Vallahi biz “sőzde” vatandașız, sőzde insan, sőzde kalabalık. Biz figüran, ya da kőtü bir bütünü tamamalayan őnemsiz parçalarız. Bunu da bizim tarihsel misyonumuz sanıyoruz. Biz acınası serzenișlerle hayatta kalmaya çalıșan zavallılarız… Evet, zavallı kurbanlarıyız kőtü adamların! Bu denli (peri) masalsı ve acınası halimiz…En kőtüsü bunun farkında da değiliz herhalde..

1960’lı yıllardan bu yana ișlenen őrgütlü ve devlet destekli cinayetlerin, insan hakkı ihlallerinin, ișkencelerin, gőzaltında kaybolmaların, faili mechullerin dőkümünü bile yapanımız yok… (Yapsak da veritabanlarına (database) sığar mıydı acaba?)..Bakın, Bianet’e gőre son üç ayda 186 kiși düșüncelerinden otürü mahkemelik olmuș. Kaç insan kőtü muammele, sistematik ișkence kurbanı oldu? Sivas’ın hesabı soruldu mu? Niye sorulmadı? Linçlerin hesapları soruldu mu? Niye sorulmadı? Dünyanın neresinde linçler bőylesine sıradanlașmıștır? Olağanlașmıștır? Linçden sőzediyorum…Linçlerden. Hani insanın insanlıktan cıktığı, bütün insani değerlerden soyunduğu, hayvanlaștığı șeyden sőzediyorum…Bu ülkede liçler oluyor ve linçleri őrgütleyenler yok ortada..Yahu filimler, kameralar çalıșıyor. Yani herșey gün gibi ortada; kimin neler yaptığı ortada. Ama niyeyse kurbanlar gőz altına alınmıyor. Yani halk o “sőzdeci Pașa”nın dedigi gibi HALK reflek gosteriyor. Biz kimiz peki. Biz halk değiliz; biz onların kurgusunu yazdığı ve yőnettiği kőtü bir senoryonun içindeki yapbozun çok da őnemli olmayan parça ve őgeleriz. Suskunluğumuzda kendi cinnetimizi tamamlıyoruz. Beceriksizliğimizle kendi őlümlerimizi hazırlıyoruz. Sanki Istanbul ve Ankara’da ya da Izmir’de polisle elim-sende oynayıp ya da gaz bombalarıyla yakar top oynuyoruz. Sanki bütün Türkiye iki-üç ilden ibaretmiş gibi…Sanki…Elimizden başka bir halt da gelmiyor. Ne gelir ki elimizden insan olmaktan başka.

En son Sakarya’da oldu. Birileri yine reflex gősterdi. Gazeteler "vatandaș" dedi linç kalabalıgına…Kurbanlar tahrikçi ve kıșkırticı. Valisi yok mu bu ilin? Polisi yok mu? Askeri yok mu? Savcısı ulan, savcısı yok mu bu ilin? Bu ülkenin? Yani eğer devlet koruyamıyorsa vatandașı..... Koruyamıyor degil KO RU MU YOR! Bu, bu kadar net. Istenilen belli :KATLIAM. Katliama susamıș birileri. Kana susamıș. Istiyorlar ki birileri de eline silah alsın. Birileri bir kurșun patlatsın; Ki mazaretleri olsun soykırıma… Bunun sadece Kürtlere yőnelik bir plan olduğunu da sanmıyorum. Demokrat ve sola yakın herkesi içine alan bir tehdit bu.

1 Mayıslarda effendi effendi, kuzu kuzu dayak yer, gőzaltında ișkence gőrürüz. Sonra da efendim polise numara verin taniyalim deriz. Vali istifa deriz. Emniyet müdürü istifa deriz. Bilmez miyiz ki bu adamlar (vali ve Emniyet mudur) bu tür suçları saklaya saklaya ya da organize ede ede bugünkü koltuklarına gelip kurulmușlar. Ne diye istifa etsinler ki? Bir de hiç istifa eden vali, kaymakam, bakan, emniyet müdürü, müşavir var mı bőylesi utanç verici olaylara sebebiyet vermekten. Yok! Niye yok? Ben sőyleyeyim ! Onların işleri zaten bu. Yani işlerinde becerikliler bu adamlar. Niye istifa etsinler ki. Biraz ortalık yatışınca alırlar promosyonlarını. Onların işleri biz gibi “sőzde vatandaşların” sőzde olarak kalmalarını sağlamak.

Kameralarin tespit ettmiş zaten numaraya ne gerek var. Bir de arkadaslari biliyordur o alçak polisi, bilmiyor mudur? Amiri bilmiyor mudur? Emniyet müdürü bilmiyor mudur. O alçak polisin komșusu biliyordur, bilmiyor mudur! Teknoloji uzaydan çekilmiș fotoğraflardaki kișileri tanimaya olanak veriyorken biz onca fotoğraf, onca kameranın tespit ettiğini bulup ortaya çıkaramıyoruz . Bulamıyoruz. Gazetenin biri yazıyordu. Bulun bu polisleri! Arayan var mı ki sen bulun diyorsun. Newroz’da 13-14 yașındaki çocuğun kolunu kıranlar gün gibi ortadaydi da ne oldu? 12 yașinda canice kurșuna dizilen Uğur Kaymaz’ın katilleri de saklı değildi. Ne oldu? Hiç! Koca bir hiç!

1 Mayıs’da polis fazla bibergazı kullanmıș, hastaneye, alıșveriș merkezine gazbombası atmıș. Polis bir genç kızın yüzüne tekme atmıș. Bi turist çifte saldırmıș. Bu adamlar kendi kafalarına gőre mi yapıyorlar bunu. Bu adamlara verilen emir bu. Bu adamlara verilen eğitim bu. Bu adamlara verilen ahlak ve insanlik bu. Profesyoneliklleri bu bu adamların. Biz neyin heasbını gőrmeye çalışıyoruz allah aşkına…

Biz șikayette bile yetișemiyoruz bu fiilen ve cümren ișlenen suçlara. Biz șikayet ederken yeni suçlar ekleniyor listeye. Altında kalmıșız imza kampanyalarımızın, formlarımızın, tutulmamıș sőzlerin. Altında kalmıșız tutamadığımız antlarımızın. Altında kalmıșız üzerinde sigara sőndürülmüș vücudların, tecavüz edilmiș bedenlerin, makadına jop ve kola șișesi sokulmuș bedenlerin, devlet eliyle cıkartılmıș yangınlarda dumanlardan boğulmuș ciğerlerin, tekmeler atılmıș yüzlerin, cesetlerin altında kalmıșız. Zavallılığımızın altında kalmıșız…Boğuluyorum ben…

Utanıyorum insan olmaktan. Türkiyeli olmaktan.
Post a Comment