Pages

May 27, 2008

Kanala Bağlı Iletişim Sorunları ve Bunun Sanal Dostluklar Üzerindeki Şoven Baskısı(!)

Hiç kimsenin itirazı yoktur sanırım hiç bir elektronik iletişim kanalı yüz-yüze iletişim kadar sağlıklı değildir. Sonuçta insanız ve iletişimimizin çoğunluğu yüz-yüze iletişimin parametrelerine gőre yapılanmıştır. Beynimizdeki sosyal devreler gőrsel, işitsel, tensel duyumlarımızın sosyalizasyonuna bağlı olarak gelişmişlerdir őrneğin. Ses tonundan karşımızdakinin duygu durumunu pek hataya yer vermeyecek şekilde çikarsayabiliriz őrneğin. “Sesin iyi gelmiyor! Iyi misin? Hasta mısın?” Ya da “niye sesin titriyor” Ya da “niye sesini yükseltiyorsun?” diyerek iletişimi sürdürürüz. Çünkü sosyalizasyon süreci boyunca neronlarımız duygu durumu ile vucut dilinin kodlamışlardır. Bu nedenle yüz-yüze iletişirken aynı duygusal frekanslarda konuşur anlaşır-kavga ederiz. Ve bütün bunlar biz hiç farkında olmadan anında ve bir güzel harmoni içinde oluşur. (Kurban olduğum Allah! Ne de güzel yaratmış. Meali: Ince bir alay var burda; Isteyen gülebilir! )

Yüz-yüzeden uzaklaştıkça iletişimimizin kalitesini ve seyrini belirleyen sayısız faktőrler de değişir ve avantajları yitiriveririz. Őrneğin telefon konuşmasında gőrsel ipuçlarını yitiririz. Mesele yazılı iletişime gelince (chat, email, ya da blog) durum çetrefilleşir. Bütün alışık olduğumuz gőrsel, işitsel, tensel ipuçlarını yitirmiş yazının ve yazıyı yazanın insafına kalmışızdır. Kaybettiğimiz gőrsel, işitsel, vb. olumlu faktőrlerin yanısıra yazı diline bağlı iltişimde gürültü ve yanlış anlamaları çoğaltan ilk aklıma gelen faktőrler şunlardır mesela: yazarın yazma yeteneği, o anki duygu ve mental durumu, yazdığı anın alelaceligine, ve hatta yazarın (ya da okurun) kullanılan dilden ve kültürden ne derece uzak olduğu. Işte bunun için duygu-durumu gősteren ikonlar geliştirilmiş ama yine de bir yüz-yüze iletişimin yerini tutamamışlardır. Espiri niyetine kızgınlık (hirrrrrrrr!) ikonu var mı bilmiyorum doğrusu. Kızgın yüz ikonunu gőnderip de "ya espiri yapiyorum" demek falan gerekiyor sanırım. Kristin Byron daha bu yılın başında yaptığı bir araştırmada email ile iletişimlerin nasıl da yanlış anlaşma ve yorumlanmalara yol açtığını bulmuş. Araştırmaya katılanların olumlu mesaj içeren mailleri nötr olarak (ne olumsuz ne olumlu) algılarlarken, nötr mesajları da gőnderenin kastettiğinden daha bir olumsuz olarak algıladıkları ortaya cıkmış.

Şimdi ben bunlari niye sőylüyorum? Hayır! Duyarlı bir yapım olduğunu saklamıyorum ama o denli de kırılgan olmadığımı bazan kullandığımız iletişim kanalından kaynaklı yanlış anlamaların olabileceğini de sőylemek istiyorum. Ben de daha dikkatli olacağım, soruları doğru fiillerle sormaya çalışacağım. Yargısız infaza gitmeden őnce bir kaç kez daha düşüneceğim. Siz de őyle yapın olur mu? Şaka-maka sanal da olsa çok kaliteli, çok güzel dostluklar ve networklar kuruyoruz buralarda. Bir yanlış anlama ile yitirmek de istemem.

Hepiniz değerlisiniz, hem de çok değerlisiniz. Kavga da etsek, ayrı yollarda sürdürsek de yolculuklarımızı, bilin ki düşman olmayız biz. Tüh “Düşman” dedim de aklıma geldi. Hala irdelemeliyim o konuyu.

NOT: Unutmadan kuşkusuz bu yazıda yazıya dayalı iletişim kanallarının sadece olumsuz yanlarını konu aldım. Yoksa yazıya dayalı iletışimin de kendine gőre bir sürü olumlu yanı var: őrneğin yazının unutulmaya karşı dayanıklı olması gibi, hızlı-çabuk, ve rahat oluşu gibi.

Kaynakça:

Elektronik-postaya dayalı iletişim sorunlarına yőnelik olarak (tabii ilgilenenler için) şu aşağıdaki makaleyi őneririm. Kişilik ve Sosyal Psikoloji dergisinde yayınlanmış ama burdan da ulaşılabilir.

Kruger et al. (2005). Egocentrism over e-mail: can we communicate as well as we think? Journal of Personality and Social Psychology, 89(6), pp. 925-936

Ayrıca şu blogda da email with care adinda iyi bir yazı var.

Post a Comment